Tasavvuf ve hak dostları
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
Ana sayfa yap
http://hak-dostu.yetkin-forum.com/
Arama
 


 Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En iyi yollayıcılar
bosdunya (631)
 
GOKHAN (448)
 
DELİDERVİS (265)
 
kelebek (147)
 
CANAN-2121 (87)
 
mustafa (73)
 
ayşem44 (19)
 
asil (4)
 
ÖZGE (3)
 
medet_AciL (3)
 

DELİDERVİS

---SELAMÜNALEYKÜM---

SİTEMİZ PAYLAŞIM SİTESİDİR FAKAT ÜYELERİMİZİN HİC BİR PAYLAŞIMDA BULUNMAMASI BİZİ DERİNDEN ÜZ MEKTEDİR...

---ALLAH (cc) YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN---

DELİDERVİŞ


 

Şeyh Ali KARA HZ. Sohbetlerinden

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
DELİDERVİS
Admin
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 50 Kayıt tarihi : 09/01/09 Mesaj Sayısı : 265

MesajKonu: Şeyh Ali KARA HZ. Sohbetlerinden   Cuma Ocak 09, 2009 7:22 pm


Şeyh ali kara hazretleri(ks) sohbetlerinden;

"Cenab-ı Hakk bir sürü kul yaratmış. Her birini değişik değişik hasletlerle donatmış. Onlara verilen hasletlerden biri de gözyaşıdır. Gözyaşının birisi maddiyat içindir. Maddiyat için olan gözyaşı efsun verir insana, parayı, dünyayı gösterir. Allah için dökülen gözyaşı manevidir. Bu gözyaşı, insana Allah’ın nurunu tattırır, Allah’ın nurunu hissettirir, Allah’ın nurunu idrak ettirir. Böyle bir kulu kimse tatmin edemez. Onun için böyle dervişler kendi lisan-ı halleriyle ara sıra derler ki: “Ey Allah’ın vekilleri! Ne var, ne olur siz şu alimlerin gönlüne bir tecelli, bir teveccüh etseniz de benim şu gözümün yaşı akınca bana demesinler ki: ‘Kalk abdestin bozuldu! Git abdest tazele!’ Bilsinler ki hele neymiş bu gözyaşı?” Hakikaten hocalar şimdi gözyaşı abdesti bozar diyorlar. Oysa Allah için dökülen gözyaşı değil! Bu sözü beşer değil, Allah’ın müvekkilleri söylüyorlar. Ey evliyalar! Siz şu hocaların, vaazların kalbine bir teveccüh etseniz de hak dervişi duysalar. Haydi abdestin bozuldu namazın bozuldu demeseler. Onlar bunun sırrını bilemezler ki... Halbuki alimin biri bir vaaz etti, bir hadis okudu, dedi ki: “Allah için bir cezbe ihtiyari bütün günahları affeder.”

Onun için Cenab-ı Hakk maneviyatı işin erbabına vermiştir. Peygamber Efendimiz : “Lem yelid velem yuled” der. Zahir alimi bundaki esrardan yana ne anlar? Tatmayan bilemez. Erbabı bilir bunu...

Dervişliğin hali ahvali çok değişiktir. Cenab-ı Hakk bu dervişliğe öyle bir iş etmiş ki... Şu askerliği misal et, aynen askerlik gibi... Şimdi burada bulunanlardan birisi çalışsa kaymakam olsa, birisi çalışsa en yüksek bir alim olsa... Bunlar nasıl olsa askere gidecekler... Askerlik zamanı geldi... Kaymakam da alim de askere gittiler... Bir de ümmi bir çoban gitti... Kışlaya vardıklarında kaymakamla, alimle o ümmi çobanın asker olmadan yana farkları yoktur. Yat bilmez, kalk bilmez, talim bilmezler... Askere onlardan önce giden, askerliğin usul ve esaslarını öğrenmiş selahiyetli biri bunları eğitmeye başlar. Hepsine askerlik talimi verir... Üç ayda beden talimini ancak öğrenebilirler. Ondan sonra da altı ay içinde yatıp-kalkıp taarruzu, hücumu öğrenirler. Sonrasında: “Şuradan bir paşa geliyor, general geliyor, yüzbaşı geliyor, binbaşı geliyor, mülazım geliyor!” derler. Neden? Bunları çavuş, onbaşı öğretti onlara... Tarikatlardaki dervişlik de böyledir, talimle öğrenilir... Ordu her bir adamı değişik değişik sınıflara ayırarak askere alır ve bunlara eğitim verir. Tarikatlar da böyledir, sınıf sınıftır; aynen öyle de bir askeriyenin her bir adama her bir sınıfa tabi adamı olduğu gibi tarikatlarda da bu böyledir. Onun için herkes Lailahe illallah yurduna varmak için bir mürşit peşindedir; çünkü mürşit demek manevi eliyle Allah’a bağlayan demektir... Cebrail (a.s)’den Peygamberimize (s.a.v.), Peygamberimizden Hz. Ebubekir, Ömer, Osman, Ali'ye ve Fatıma'ya (r.a.)... Bunların her biri hakikaten manevi halifelerdi. Onlardan sonra da peygamberin vekili olanlar o günden bugüne bu ilmi devralarak taşıdılar...

Ha deyip de tasavvuf ilmine erişilemez. Bir bebeğe annesi yemek yedirip su içirir... Oğlum der, kızım der... Bebek bir şey konuşamaz. Bebek altı aylık olur yüzü güler. Bir yaşında annesini tanır... İhtiyacı durumunda annesi Kürtse Kürtçe, Arap ise Arapça, kör topal annesiyle konuşur. Üç yaşında acıyı tatlıyı fark edemez, dörtte fark eder. Üstünü başını kirletir, ayakkabısını yitirir. Altıda, sekizde derken yaşı onaltı oldu mu akılbaliğ olur...

Maddiyatta nasıl böyleyse maneviyata da aynıdır... Her bir şahıs ister alim, ister çoban olsun başlangıçta ruh itibariyle çocuk sayılır. Bir ihvan hak bir mürşitten inabe alıp da lailahe illallah yolunda ilerlerse, el aldığı, peşinden gittiği mürşit de manevi yolculuğunu tamamlamışsa, o dervişin ruhu büyüye büyüye on altıya varır. Bir çocuk ki akılbaliğ olur, kız ise, kocaya gitmeye, oğlan ise evlenmeye niyet eder... Bu yaştan sonra bu yollu attığı her adımdan mükellef, mesul sayılır.

Tasavvufta da on altıya çıkanlar vuslat-ı ilahi yapıyor... Mürşit kendini Cenab-ı Hakka ulaştırıyor, nefsini ruhuna musahhar ediyor... Mürşit o adem oğlunun nefsini kendisine musahhar etti miydi o kul hakiki şeklide ibadet yapıyor... Allah nöbetçileriyle tek olarak ubudiyet yapıyor... Öyleyse bu tasavvuf demek, ikiliği tekliğe indirmektir... Yaratılış sırrıyla insan denen varlıkta pekçok ikilik vardır... Bu ikilik, hakikaten bir müslümanın imanını tehlikeye atar... Dinden yana şüpheler verir...

Mevlana Celaleddin Hazretleri der ki: “Oğlum Hüsamettin -halifesi Hüsamettin’i işaret ediyor- sen benim manevi oğlumsun. Bu insanları çiftlikten tekliğe ulaştıracak götürecek sensin, anlatacak bildirecek sensin.

Cenab-ı Hakkın muradı böyle ihvanlar iğnenin deliğinden geçmedikçe mürşitle cennete gidemezler... Çift iplik iğnenin deliğinden geçmez, tek olacak ki geçsin... Alimlerimiz menfi bir yorumla bu hakikati küffara aksettirmişler... Onlar -küffarlar- güya bir deve iğnenin deliğinden geçinceye kadar o derece incelinceye kadar cennete giremeyecekler... Halbuki iğnenin delikten geçmesi sonrasında cennete gitme sırrı Müslümanlar hakkındadır...

Hazreti Ayşe bu hususta şöyle der: “Müşrikler, Yahudiler
şirk-i ekber ederek İsa ve Musa (a.s.)’yı mabud ittihaz etmişler. Ondan yardım istiyorlar, haç etmiş göğüslerine takmışlar... Bu onların şirk-i ekberidir...”

Müslümanın da gönlünde her ne ki yer almışsa, neye vesvesesi sevgisi var ise onun da taptığı odur. Müşriki –nefsi- Allah’a karşı şirk ettiği zaman yöneldiği de o olur. Bunun için her müslüman gönlündeki bu vesveseyi bu ikiliği çıkartmakla mükelleftir... Sanılır ki Müslümanlar yalnızca salat, zekatla mükellef... Böyleyse bunu en sıradan bir insan bile kolaylıkla yapar. Lakin işin aslı öyle değil... Hakiki müslüman tevhide inmelidir; tevhit ise La ilahe illallahtır... Zahir ulemaları, salatü’z-zekat memurları, kulun farzına, vacibine, müstehabına, mekruhuna bakarlar. Lakin ehli tasavvuf seni tekliğe ulaştırmak için çalışır, çünkü sen bir kulsun teklikle mükellefsin... Sen Allah bir dersin... Oysa bunu dilinle dediğin gibi gönlünle de diyeceksin. Gönlün neyle meşgul? Vesvesesiyle... Cenab-ı Hakk bu vesveseyi kullarına iptila etmiş. Kulların dışı dünyayla içi de Cenab-ı Hakla meşgul olmalı, tevhide dönmeli; çünkü Cenab-ı Hakk marifetullahı göstermiş, kullarından selim bir kalp istemiş...

Bir ayet-i kerimede, mealen şöyle denir. “Ben sizlerden mal, evlat istemiyorum; sizden selim bir kalp istiyorum.” Bu selim kalp tevhidin altındadır.

Tevhitten haberi olmayanlar müşriklikten, yani şirkten kurtulamazlar... Şirk dediğimiz ikiliğe yönelik vesvesedir. Hıristiyanların, Yahudilerin Musa’yı İsa’yı (a.s.) şirk ettikleri gibi, Müslümanlar da Allah’a karşı ortak ettikleri ikilik vesvesesiyle şirke düşerler. Bu vesveseyi -ikiliği- gönlünden çıkarmadıkça hakiki tevdihe eremezsiniz... Çünkü tevhit, bir manasındadır... Yunus Emre diyor ki: “Hocalar derler ki: “La şerikele,” yani “Ya Rabii şerikin yoktur, ortağın yoktur!” Ya, bu kalbindeki ikiliğe yönelik vesvese ne? Bu ikilik emrini hangi mukaddes kitaptan takva olarak aldın?...

Bu gönlü Cenab-ı Hakk öyle bir sırla yaratmış ki... İnsanın gönlü Allah’ın evidir... Lakin aşıklardan birinin dediği gibi:
“Padişahtan bana ne, saraya hanımın umuru olmadıktan sonra...” Mesela şuraya at, katır, eşek bağlasak burada insan oturamaz... Gönül de böyledir... Gönül beyt-i ilahidir... Cenab-ı Hakk bize bu gönlü verdi, bu vücudu verdi... Vücuda habis bir şey bulaştığında onu suyla yıkamak gerekir... Kullar bunu yapıyorlar; lakin ya gönül kiri? Allah bize tevhit verdi... Biz müslümanız, gönlümüzü de temizleyeceğiz, gönlümüzü temizlersek vahdet-i ilahiyeye ulaşırız. Vahdet-i ilahi ne demek?..

Hocanın biri bir vaazında Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in: “Namaz müminin miracıdır,” dediğini nakletti... Peki bu mirac ne? Miraç senin Allah’a ulaşman, Allah'a yönelmen, Allah’a kavuşman lakin kalbin nerede, neyle meşgul? Şimdilerde hazır hutbeler yazıyorlar: “Namaz insanı boşaltır, böyle eder, şöyle eder, çekip çevirir, melaikeden yüksek yapar.” Lakin bu sayılanlar namazı namaz gibi bilip namaz gibi kılanlara, başı seccadede, kalbi secdede olanlara mahsus... Başı seccadede kalbi başka yerde olanlar için değil bu söylenenler... Bu halimizle biz şimdi hangisine dahil olduk? Bizi ikiliğe dahil eden ne? Kalbimizdeki vesvese...

Cenab-ı Hakk şeytanı olanca gücüyle kötülüğü emretmekle mükellef kılmış, kalbimizin üzerini de ona merkez olarak vermiş... Bu şeytandır ki vesvese yoluyla, kavimlerine gelen peygamberlerine ümmetlerini iman ettirmemiş... Mesela bir kısmını gerçek Yahudilikten, bir kısmını İsa (a.s.)’ dan etmiş... Bizim peygamberimizi onlara tasdik ettirmemiş... O şeytan bizim içimizde... Ademe (s.a.v.) secde etmeyen şeytana Kur’an’ da yer verilmiş... Şeytan, Cenab-ı Hakk’tan selahiyetler istemiş ve bunları almış. Cenab-ı Hak şeytana çok selahiyetler vermiş. Her insana bir tane mükellef şeytan verilmiş...

Kovulmuş şeytan Alah’tan pekçok selahiyet almış: Vesvese verme, kulların gözüne gözükmeme, yediklerine içtiklerine, evliliklerine ortak olma, kanlarında dolaşma, kalplerinin üzerinde oturma, verilen vesveselerin sesini duyurma ha keza... Sonra da Allah’a: “Engin celalin hakkı için verdiğin bu selahiyetlerin yanında şu dünyayı da bana meta ver.” demiş ve dünya da şeytana verilmiş... Bu sırdan dolayıdır ki Hz.Peygamber (s.a.v.): “Dünya sevgisi bütün hataların başıdır,” buyurmuşlardır. Öyleyse, eşlerinize, çocuklarınıza
deyin ki, işte Allah’ın sevdiğini sev, sevmediğini sevme. Allah dünyayı sevmemiş diye sevme... Sen dünyayı seviyorsan bil ki Allah seni sevmiyor; çünkü Cenab-ı Hakk diyor ki : “Dünyayı halk edeli, yedi kat yeri-göğü yaratalı bir defa olsun buralara rahmet nazarıyla bakmadım. Her kim bakarsa severse benim sevgim ondan o da benden uzak olur.” Şeytan bu sırdan dolayı şöyle demiş: “Celalin hakkı için kullarından binde dokuz yüz doksan dokuzunu cehenneme götürürüm, yalnız senin korudukların müstesna.”

İslamın emrini tutup, ibadetlerini yaparak gerçek huzuru, nefsi tezkiye olmamış hiçbir mümin elde edemez. Gerçek huzur için oruç, namaz hanginize kâfi? Şeytan dünya sevgisini kalbine alanlara huzur, sükûn vermem diyor. Bu şekilde herhangi bir adamın huzuru, sükûnu varsa getir ayağının altını öpeyim... Evliyalar müstesna...

Onun için bu tevhid ilmi hususi, manevi bir ilimdir... Cenab-ı Hakkın Hz. Peygambere (s.a.v.) ilk ikra dediği kelime de bu... Hz. Peygamber efendimizin Hira dağına gidip de, daha Kur'an yokken İslam dini yokken Hira Dağında riyazet ile meşgul olması, Cebrail (a.s.)’ı görmesi hadiselerinden sonra maneviyatı tam manasıyla hayatına tatbik etmişti. Cebrail (a.s.) ondan sonra kendine başladı vesile olmaya, mürşit olmaya, Kur'an ahkâmını getirmeye... Arapça Kur'an ayetlerini öğretmeye... Hira dağından geldikten sonra maneviyatı vücuduna tatbik ettikten sonra bütün bunlar oldu... Çünkü Cenab-ı Hakkı sevmek maneviyatla, ruhla olur... Hz.Musa (a.s.)’ a dedi ki: “Kalp gözüm Allah ı gördü!” Hz.Ali diyor ki : “Allah ı görmeden ibadet etmem!” yani her ibadetimde görürüm, Allah ile kul arasında zerre kadar ayrı bir yer yok... Nefislere gelen vesveseyi şeytan verir : “Burada gördüğünü al, düş hülyaya!” Allah üç küsür milyar insanın kalbine geleni her an biliyor.



Allah: “Size şah damarınızdan daha yakınım,” demiş, peki biz neden görmüyoruz ? Masiva dediğimiz şeylerden dolayı tabii. Masivayı şu koca güneşin önüne koyun şu camda güneş görünmez. Öyleyse gönlümüzdeki masivaları çıkararak Hakkı görebiliriz. Bu görünenler de Cenab-ı Hakkın sıfat tecellisi olur. İşte kullar Allah’tan ne ayrı ne de gayrı; lakin kalpteki vesvese ikiliği, masiva çıkarılacak. Bu tasavvuf ilmi kalplerdeki masivayı çıkarmak için vardır. Gerçek huzur da burada, mirac da buradadır. Bu teklik aleminde, çift olan bir kimse sağ olan hocanın yeni bir vaazını dinler. Ettehiyatu okurken şöyle olur da Suphaneke okurken böyle olur da Allahuekber deyip de elleri havya kaldırdığında ne olur? Sen elini kaldırdığında bu bir kere namazın edebi, erkanı; lakin senin gönlün nerde, gönlün? Gönlün Fatiha okur birisi de bağda bahçede bilmem nerde alışta-verişte ticarette... Bununla mı senin miracın, huzur-ı ilahi böyle mi olur? Sen bir devlet amirinin yanına varsan böyle yapabilir misin ? Yapamazsın. Namazda huzur-ı ilahi önünde de bu böyledir...


En son DELİDERVİS tarafından Cuma Şub. 06, 2009 8:47 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://hak-dostu.yetkin-forum.com
bosdunya
Moderator
Moderator
avatar

Kadın
Yaş : 47 Kayıt tarihi : 11/01/09 Mesaj Sayısı : 631

MesajKonu: dostlar   Paz Ocak 11, 2009 7:26 pm

ALLAH SEVDİKLERİNİ BİZLERİ MUAFFAK EYLESİN ONLARIN ELLERİNİ ÜZERİMİZDEN CEKMESİN VE BU GÜZEL İNSANIN GÜZEL HAYATINI BİZLERE OKUTANDAN DA ALLAH RAZI OLSUN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://bosdunya2323.tr.gg
GOKHAN
Moderator
Moderator
avatar

Erkek
Yaş : 24 Kayıt tarihi : 11/01/09 Mesaj Sayısı : 448

MesajKonu: ALLAH RAZI OLSUN   Perş. Ocak 15, 2009 10:17 pm

ALLAH RAZI OLSUN ELLERINIZE EMEĞINIZE SAĞLIK TEBRİKLER
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://hak-dostu.yetkinforum.com
DELİDERVİS
Admin
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 50 Kayıt tarihi : 09/01/09 Mesaj Sayısı : 265

MesajKonu: ŞEYH ALİ KARA HAZRETLERİ HK.   Cuma Şub. 06, 2009 8:45 pm

Şeyh Ali Kara hazretleri, dünyasını değiştirdiği halde gösterdikleri keşif ve kerametleri, dilden dile, gönülden gönüle söylenmektedir. Bütün Allah dostlarının kerametleri anlatmakla bitmez ve kitaplara sığmazlar.
Şeyh Ali Kara hazretlerinin şu sözlerini ilave edelim; “Keramet, suyun üstünde post serip namaz kılmak, kuşlar gibi havada uçmak, şiş vurmak, kelle kesip yerine koymak değildir. Kerametin en büyüğü kalblere Allah ve Muhammed (sav) sevgisini muhabbetini yerleştirmektir. Insanı gerçek iman sahibi edip, kemale erdirmektir.”
Şeyh Ali Kara hazretleri, bir gün bir yere gidiyordu ki, o zaman bende cift sürüyordum. Mübarek selam verdi ve biraz yanımda durdu. Allahu Teala hazretlerinin büyüklüğünü ve peygamber efendimizin sevgisini anlattı. “Oğul” dedi, “Çift sürerken öküzlere Ho Ho dersen gider, Hu, Hu, Hu, desen de gider.” diye buyurdu ve arkasından; “Şu yalancı dünyada bulunduğunun kıymetini bilmelidir. Her zaman Allahu Teala’nın emir ve yasaklarına uymalıdır. Peygamber efendimizin sünnet-i seniyyesine sımsıkı bağlanmalıdır.” diye buyurdu.
1971′de dünyasını değiştirdiğinde bulunduğu Akçadağ ilçesi emniyet teşkilati bunu şu itirafı ile dile getirmiştir: “Olan bize oldu Şeyh Ali Efendi’nin varlığı ile çevrede yıllardır hiçbir olay olmamış adete kurt kuzu ile birlikte dolaşır olmuştu.”
Şeyh Ali Hazretleri 29 Nisan 1971 (H 1325) senesinde vefat etmiştir. Doğduğu ve yaşadığı Malatya ili Akçadağ kazası Aşağı Örüşkü köyündeki türbesi, dünyanın her tarafından gelen ziyaretçi ve sevenlerinin ziyaret ettiği bir huzur ve nur abidesidir. Manevi irşadi devam etmektedir. Muhip ve müridani artarak dergaha hizmet etmektedir.
Cenab-ı Allah razı olsun. Sırlarını takdis eylesin ve bizleri feyizlerinden bereketlerinden faydalandırsın ve Cenab-ı Mevla şu aciz kulunu ve cümlemize kabirlerini ziyaret etmeyi nasib eylesin.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://hak-dostu.yetkin-forum.com
bosdunya
Moderator
Moderator
avatar

Kadın
Yaş : 47 Kayıt tarihi : 11/01/09 Mesaj Sayısı : 631

MesajKonu: Geri: Şeyh Ali KARA HZ. Sohbetlerinden   Çarş. Şub. 11, 2009 6:18 pm

ALİM

SANA GELEN GURBAN ÇAREYİ BULUR
NEFSİNEDE AĞAM GEMLERİ VURUR
AYRILIKTA SEYHİM SİNEM KAVURUR
HİMMET ALİ'M HİMMET OSMAN'IM
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://bosdunya2323.tr.gg

Şeyh Ali KARA HZ. Sohbetlerinden

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
GONULAHVALLERI :: İSLAM :: ALLAH DOSTLARI -
Bedava forum kurmaya hazir misin ? | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Ücretsiz blog