Tasavvuf ve hak dostları
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
Ana sayfa yap
http://hak-dostu.yetkin-forum.com/
Arama
 


 Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En iyi yollayıcılar
bosdunya (631)
 
GOKHAN (448)
 
DELİDERVİS (265)
 
kelebek (147)
 
CANAN-2121 (87)
 
mustafa (73)
 
ayşem44 (19)
 
asil (4)
 
ÖZGE (3)
 
medet_AciL (3)
 

DELİDERVİS

---SELAMÜNALEYKÜM---

SİTEMİZ PAYLAŞIM SİTESİDİR FAKAT ÜYELERİMİZİN HİC BİR PAYLAŞIMDA BULUNMAMASI BİZİ DERİNDEN ÜZ MEKTEDİR...

---ALLAH (cc) YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN---

DELİDERVİŞ


 

Abdurrahman bin Avf

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
DELİDERVİS
Admin
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 50 Kayıt tarihi : 09/01/09 Mesaj Sayısı : 265

MesajKonu: Abdurrahman bin Avf   Cuma Şub. 06, 2009 10:16 am

Sa'd şunları söyledi: "Benim bir hayli malım vardır. Bunun yarısını sana veriyorum. Ayrıca iki eşim vard. Bunlardan birini boşayacağım, iddeti (zamanı) bitince onu nikâhlarsın. " Bu büyük âlicenaplik karşısında Abdurrahman b. Avf kardeşine şunlari söylüyordu: "Cenâb-i Allah malını ve aileni sana mübarek eylesin. Senin bu davranışına karşı Allah mükafatını versin. Sen yalnız bana çarsının yolunu göster, benim için yeterlidir." Bu karşılıklı konuşmadan sonra çarşının yolunu kendisine gösterdiler. Doğruca çarşının yolunu tuttu ve önemli bir kazanç elde ederek geri döndü.

Muhammed, malının çokluğu ve bereketli olması maksadıyla ona duâ etti. Bu duadan sonra çok büyük bir servet sahibi oldu. O oranda da cömert davrandı. Bir seferinde yedi yüz deveyi yükleriyle birlikte dağıttı. (Risale-i Nur Mektubat, s. 145). Amine ve onun yanında bulunan Osman ibn As ile Abdurrahman'ın anneleri gördükleri bir nurdan sonra üçü birden; "Velâdeti ânında biz öyle bir nur gördük ki, o nur doğu ve batıyı bize aydınlattırdı" şeklinde şaşkınlıklarını dile getirdiler. (Mektubat, s. 176)





Katıldığı savaşlar


Muhammed Abdurrahman'ı sahabeden yedi yüz kişilik bir askeri kuvvetle 628'de şaban ayında Dümetülcendel'e göndermişti. Abdurrahman, Hristiyanların hüküm sürdüğü bu bölgeye gelip onları İslama davet etmiş, büyük bir kısmı bunu kabul etmediği halde bölgenin ileri gelen kabile reislerinden el-Asbag b. Amr el-Kelbî Hristiyanken İslam'a girmişti. Abdurrahman'da el-Asbag'in kızı Tumazar ile evlenmiş ve ondan oğlu Ebu Seleme dünyaya gelmişti.


Muhammed'in vefatından sonra bir gün Medine'de bir heyecan ve kalabalık meydana gelmişti. Bunun sebebini soran Aişe'ye Abdurrahman'ın kervanının şehre yaklaştığı söylenince Aişe söyle demişti:
"Muhammed şöyle demişti: "Abdurrahman sırattan geçerken düşer gibi oldu ama düşmedi." Aişe'nin bu sözlerini haber alan Abdurrahman beşyüz deve olduğu söylenen bu kervanını sırtındaki yüklerle birlikte bağışlamıştı. Develerin sırtındaki malların develerden çok daha değerli olduğu kaydedilmektedir. Sahabenin en cömertlerinden biri olduğu bilinen Abdurrahman'ın birçok seferde ve özellikle Tebük seferinde Allah yolunda büyük yardımlarda bulunduğu bilinmektedir.
Ayrıca Muhammed'in vefatından sonra Nadiroğullari mahallesinde sahip olduğu arazisini kırkbin dinara satarak Muhammed'in zevcelerine dagıtmıştı. Aişe'ye payı getirildiğinde bunu kimin gönderdiğini sormuş, Abdurrahman'ın gönderdiği söylenince şöyle demisti: "Muhammed, "Benden sonra Allah'in sabırlı kulları size karşı şefkatli davranacaktır. Allah, Abdurrahman'a Cennet pinarlarından kana kana içmeyi nasip etsin" buyurmuştu."
Sahabeden Mugire bin Şu'be' den rivâyet edildiğine göre Muhammed Tebük seferinde yolda konaklamışken sahabenin bulunduğu yerden biraz uzak bir noktaya çekilip ihtiyacını giderip abdest alıp döndü. Muhammed sahabelerin yanına ulaştığında sahabeler Abdurrahman'ın arkasında namaza durmuştu. Muğire hemen gidip Abdurrahman'a Muhammedin geldiğini haber vermek istediyse de Muhammed buna engel olmuş ve Abdurrahman'ın arkasında namazını kılmıştı. Böylece Muhammed'in ilk defa arkasında namaz kıldığı kişi Abdurrahman olmuştur. Daha sonra da Muhammed(sallallahu aleyhi ve sellem) hastalığı sırasında Ebu Bekr'in arkasında namaz kılmıştı. Yine vefatında Muhammed'i kabrine indiren dört sahabeden biri de odur.

YAPTIĞI GÖREVLER
Ebubekir ve Ömer'in en büyük yardımcılarından birisi abdurrahman idi. Ebubekir döneminde müsteşarlık yaptı. Halife, vefatından sonra kimin halife seçilmesi gerektiği konusundaki görüş ve düşüncesini ilk ona açtı. Ömer'in halife seçilmesi taraftarı olan Ebubekir, bu düşüncesini vefatından önce hastalandığı sırada ilk olarak ona danıştı. Ömer döneminde de danışmanlık görevini devam ettirdi. Sahabeler arasında mümtaz bir yere sahip olan Abdurahman'a, halifeye arz edilmekten çekinilen meseleler aktarılır, o da Ömer'e iletirdi. Geceleri sık sık Medine sokaklarını gezerek asayişi kontrol eden Ömer, kendisine çok yakın gördüğü Abdurrahman ile beraber dolaşırdı. Halife, bir mecusi köle tarafından hançerlenince onu imamlığa getirerek, kendisinden sonra halifeyi seçmekle görevlendirdiği şuraya onu da dahil etti. Osman, Ali ve kendisi halifeliğe aday idiler. Ancak, kendisi adaylıktan çekilerek halifeyi belirleme işini üstlendi. Üç gün üç gece boyunca yoğun bir çalışmaya girerek şura üyeleriyle tek tek görüştü. Bunların dışında; ordu kumandanları, halkın ileri gelenleri, kadın erkek Medine halkı ve dışardan gelenlerle teker teker görüştü. Adeta yoğun bir kamuoyu araştırması yaptı. Osman ve Ali yetkiyi tamamen kendisine verdiklerinden bu araştırmasının da sonucunda Osman'ı halife ilân etti.
Ebu Bekir'in ölümünden önce halifeliğe Ömer'in geçmesi hususunda Abdurrahman'ın görüşünü sormuş, O da şöyle demişti: "Ömer senin düşündüğünden daha iyidir. Fakat otoriterliği fazladır." Ebu Bekir de şöyle karşılık vermişti: "Ömer'in sertliği benim yumuşaklığımdan kaynaklanıyor. İşleri üzerine alırsa bu sertliği kaybolur. Bir gün ben adamın birine çok kizmiştım. Ömer ise çok yumusak davranmıştı. Ben yumuşak davransam o çok sertleşiyor."
Ömer'in hilâfeti sirasinda büyüyen devlet ve genişleyen sınırlar karşısında işlerin daha rahat çözülmesi için oluşturulan devlet Şurasında Abdurrahman'ın önemli bir yer almıştır. Yeni fethedilen Irak arazisinin gaziler arasında paylaşılması veya devlete bırakılması hususunda ortaya çıkan iki görüş vardi. Ömer sahabenin diğer ileri gelenleriyle birlikte bu toprakların paylaşımamasından yana iken Abdurrahman, Bilal-i Habeşi ile birlikte buna muhalif olup fethedilen yerlerin paylaşılmasından yana idiler.
Ömer şehit edildiğinde yarım kalan namazın tamamlanmasi için Abdurrahman görevlendirilmişti. Nihayet Ömer'in tedavi edilmesinin zor olduğu ve ecelinin yaklaştığı anlaşılınca yeni seçilecek halifenin belirlenmesi için kurulan Şurada Abdurrahman'da yer almıştı. Şurada bulunanlardan Zübeyr bin Avvam, Talha bin Ubeydullah ve Sa'd bin Ebi Vakkas haklarından vazgeçince Şurada halife adayi olarak üç kişi kalmiştı. Ali, Osman ve Abdurrahman. Abdurrahman'da bu husustaki hakkindan vazgeçip adaylar ikiye düşmüştü. Abdurrahman bu hususta sahabenin ileri gelenleriyle uzun görüşmeler yapmış ve Ali ve Osman'dan karara uyacaklarına dair kesin söz aldıktan sonra bu konudaki kanaat ve karan Osman'a biatın yararlı olacağı hususunda toplanınca, hilafete Osman getirilmişti.
Müsteşarlık görevini devam ettiren Abdurrahman, buna ilaveten hac emirliği görevini de yaptı. Gerekli gördüğü zamanlarda ikazını yapmaya ve fikirlerini dile getirmeğe devam etti.

VEFATI
Abdurrahman bin Avf artık bir hayli yaşlanınca Osman devrinde çok sakin bir hayat yaşamış ve 652'de Medine'de öldü. Cenaze namazını Osman kıldırdı.Onu kabrine götürürken Ali şöyle demişti: "Ey Avf'ın oğlu! Güle güle ebedi hayata git. Sen bu geçici hayatın en güzel günlerini gördün. Bu göz alıcı hayat bulanmadan Ahirete göçüyorsun." Sa'd bin Ebi Vakkas'da onun cenazesini taşırken: "Ey koca dağ" diyerek Abdurrahman'in karakterindeki sağlamlığı ifade etmişti.

Riveyat ettiği hadisler


Muhammed'den hadis rivayet etmede çok hassas davrandı. Muhammed'den çok hadis duymasına rağmen titizliğinden dolayı hepsini nakletmemiştir. Hadis kitaplarında 65 tane hadis rivayet ettiği yazmaktadır. Rivayet ettiği hadislerden birinde Muhammed "Kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, namusunu korur, kocasına da itaat ederse ona, dilediğin kapıdan Cennete gir, denilir" şeklindeki ifadelerini aktarmıştır. Diğer bir hadis de Bir yerde veba olduğunu haber alırsanız oraya gitmeyin. Veba sizin bulunduğunuz yerde olursa ondan kaçmak için deoradan başka yere gitmeyin.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://hak-dostu.yetkin-forum.com

Abdurrahman bin Avf

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
GONULAHVALLERI :: İSLAM DİNİNDE Kİ KİŞİLİKLER :: SAHABELER -
Bedava forum kurmaya hazir misin ? | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Yetkinblog