Tasavvuf ve hak dostları
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
Ana sayfa yap
http://hak-dostu.yetkin-forum.com/
Arama
 


 Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En iyi yollayıcılar
bosdunya (631)
 
GOKHAN (448)
 
DELİDERVİS (265)
 
kelebek (147)
 
CANAN-2121 (87)
 
mustafa (73)
 
ayşem44 (19)
 
asil (4)
 
ÖZGE (3)
 
medet_AciL (3)
 

DELİDERVİS

---SELAMÜNALEYKÜM---

SİTEMİZ PAYLAŞIM SİTESİDİR FAKAT ÜYELERİMİZİN HİC BİR PAYLAŞIMDA BULUNMAMASI BİZİ DERİNDEN ÜZ MEKTEDİR...

---ALLAH (cc) YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN---

DELİDERVİŞ


 

PEYGAMBERİMİZ VE AİLE HAYATI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
DELİDERVİS
Admin
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 50 Kayıt tarihi : 09/01/09 Mesaj Sayısı : 265

MesajKonu: PEYGAMBERİMİZ VE AİLE HAYATI   Salı Ocak 20, 2009 10:03 pm

BİR BABA OLARAK HZ. MUHAMMED (S.A.V)



Rasulullah (s.a.v)’in Hz. Hatice’den Kasım, Abdullah, Zeynep, Rukıyye, Ümmü Gülsüm ve Fatıma; Mar iye’den ise İbrahim olmak üzere yedi çocuğu vardı. Hz. Fatıma hariç hepsi Rasulullah (s.a.v)’den önce vefat etmiştir.

Peygamber Efendimizi “baba” olarak incelerken; örnekleri sadece kendi çocuklarından vermekle yetinmeyeceğiz. Âl-i Nebi’nin birer parçasını teşkil eden, on yıl hizmetinde bulunan “Hadim’un-Nebi” (peygamberin hizmetçisi) unvanıyla şerefyâb olan Enes (r.a)’den, “Hıbbu Rasulullah” (Allah elçisinin sevgilisi) unvanını alan Usame’den, Rasulullah (s.a.v)’in ciğerparelerin den; Hasan ve Hüseyin’den örnekler vereceğiz.

Efendimiz (s.a.v) çocuklarla ilgilenmeye onlar doğmadan önce başlardı. Hz. Fatıma’nın ilk doğumu yaklaşınca (Hz. Hasan’ın doğumu), Rasulullah (s.a.v) kızına uğrar hal hatır sorardı. Yine yeni doğan çocuklara tahnikve dua’da bulunur, kulaklarına ezan ve kamet okur, isim koyardı. Daha sonra ilk yedi gün içinde sünnet ettirir, başındaki ilk tüyü tıraş edip ağırlığınca tasattukta bulunur ve akika kurbanı keserdi.

Rasulullah (s.a.v) yeni doğan çocukların beslenmesiyle yakından ilgilenmiştir. İbrahim’in annesi Mar iye’nin sütü az olduğu için sağmal bir koyun alarak süt takviyesinde bulunmuştur. Bunun yanı sıra sütanne tuttuğu da gelen rivayetler arasındadır. Emzikli kadının hamile kalmasının, sütün yapısını bozduğunu, çocuk için zehir tesiri yaptığının altını ısrarla çizmiş, konunun üzerinde hassasiyetle durmuştur.

Rasulullah (s.a.v)’in çok dikkatli olduğu bir diğer nokta, çocuklar su istediğinde hemen vermesidir. Kızı Fatıma’nın evinde kaldığı bir gece önce Hasan sonra Hüseyin su istemiş, Efendimiz(s.a.v) de derhal kalkıp onların bu isteğini yerine getirmiştir.

Allah Resulü çocukların temizliği noktasına da büyük özen gösterirdi. Bu konuda ilk akla gelen yeni doğan torunu Hasan’ın sarı renkli bir beze sarıldığını görünce bunu hemen çıkarttırıp yerine beyaz bir kundağa sardırmıştır. Eşiğe takılıp düşen Usame’nin kanayan yüzünün derhal yıkanmasını emretmiş -Hz. Aişe’nin ağır davranması üzerine – bizzat kalkıp yıkamıştır.

Rasulullah (s.a.v) çocuklara sevgisini açıkça gösterirdi. Onları “cennetin kokusu” ve “gözümün nuru” diye tarif ederdi. Bizim bugün sevgi deyince aklımıza; çocuğa bilgisayar alma, istediği markayı imkân nispetinde giydirme, arkadaşlarının yanında mahcup duruma düşmesin diye cep telefonu v.s. almak geliyor. Bilmiyoruz çocuklarımızın sevgiye ve ilgiye aç olduklarını. Bilmiyoruz ki yavrularımız bize aç. Kaçımız akşam evinde televizyon açmadan sohbet edebiliyor artık? Hangimiz evlatlarının bugün neler yaptığını biliyor? Ya da hangimizin evladı bugün anne-babalarının neler yaşadığını biliyor? Bîhaberiz birbirimizden. Biliyoruz, yoktu Hasan, Hüseyin, küçük Usame’nin, torun Umame’nin çeşit çeşit oyuncakları… Yoktu markalı giyecekleri. Hele bilgisayarları ve cep telefonları hiç yoktu. Ama onların ebeveyn sevgisine doymuş yürekleri vardı. Bu sevgi öğretmişti onlara büyüğe saygıyı, küçüğe ilgiyi. Bu sevgi yetiştirmişti o yüce ruhları.

Enes (r.a), Rasulullah (s.a.v)’i “ailesine karşı insanların en şereflisi” diyerek anlatır. Enes der ki: “Rasulullah (s.a.v)’den daha müşfik olan hiç kimseyi görmedim. Oğlu İbrahim’in Medine’nin kenarında oturan bir sütannesi vardı. Sütannesinin kocası demirciydi. Bizimle beraber Efendimiz oraya sık sık giderdi. Varınca demircinin izhirle dumanlandırılmış evine girer, çocuğu kucaklar, öper, koklar bir müddet sonra dönerdi.” Efendimiz çocukları çok öperdi. Öyle ki dudaklarından, gözlerinden ve göbeklerinden öperdi.

Rasulullah (s.a.v), çocuklarına karşı şefkatli olan anneyi takdir etmiştir. Bir seferinde iki çocuğundan birini sırtına almış diğerinin ise elinden tutmuş olarak huzura gelen bir kadına övgüde bulunmuştur. Yine bir seferinde de Hz. Aişe’nin ikram ettiği üç hurmadan ikisini beraberindeki iki çocuğuna birer tane verip üçüncüsünü de kendisine ayırdığı halde, bunu da yarım yarım çocuklarına paylaştıran kadını, çocuklarına karşı gösterdiği şefkatten dolayı övmüş, methetmiştir.

Çocuklara karşı Efendimiz (s.a.v) son derece sabırlı idi. Namaz kılarken kız torunu Umame’yi omzunda taşır, rükû ve secdeye gittikçe yere bırakır, kıyama kalktıkça tekrar omzuna alırdı. Bir gün namazda iken secde esnasında sırtına binen torununu, ininceye kadar secdesini uzatmış, rukuda bacaklarının arasından geçmek isteyen çocuğa bacağını aralamış, ona müdahale etmemiştir. Hatta kucağında üstüne işeyen çocuğa müdahale etmemiş, “Bırakın oğlum tamamlasın” buyurmuştur. Ya biz! Çocuklarımıza karşı ne kadar sabırlıyız? Onlarla ne kadar çocuklaşabiliyoruz? Şakalaşabiliyor muyuz? Çocuklarla en iyi anlaşandı O. Enes’e “zül-Üzüneyn”(iki kulaklı) diye takılırdı. Torunu Hasan’a “luka” (yaramaz) derdi. Bazen de dilini çıkartıp çocukları güldürür, ağzına su doldurup suyu çocuklara püskürtürdü. Efendimizin çocuklara karşı şefkatinin bir başka tezahürü de onların vefatlarındaki hüznüdür. Ümmü Gülsüm öldüğü zaman kabrinin başına varıp ağlamıştır. Yine oğlu İbrahim’in vefatında ağlamış ve şöyle demiştir: “Göz ağlar kalb üzülür, fakat Allah’ın rızasına uymayan söz sarf etmeyiz. Vallahi ey İbrahim! Ölümün sebebiyle hepimiz üzgünüz.

Efendimiz (s.a.v) çocuklarla oyunlar oynamış ve çocuğu oyun oynamaya teşvik etmiştir. Hasan ve Hüseyini omzuna bindirdiği, yine dört ayak üzere olup sırtında gezdirdiği, bazen ayağı üzerinde salladığı, bazen de göğsü üzerine çıkartıp yürüttüğü gelen rivayetler arasındadır.

Rasulullah (s.a.v), çocuklara öğretilmesi gereken ilk kelimenin lailahe illallah olması gerektiğini söyler. Bunun yanında Efendimiz, yedi yaşında çocuklara namazın emredilmesini, on yaşında ise kılmazlarsa dövülmelerini ve yataklarının ayrılmasını emreder. Bütün bunlara ilaveten yüzme, ok atma, at binme ve yazı yazma gibi bilgilerin de verilmesinin altını çizmiştir.

Allah Resulü çocuklara karşı müsamahakârdı. Enes (r.a): “Rasulullah (s.a.v),insanların ahlakça en güzel olanı idi. Bir gün beni bir işe yollamıştı. Vallahi gitmem diye ısrar ettim. İçimden de gitmek geliyordu. Yola çıktım. Sokakta oynayan bir çocuk grubuna rastladım. Orada biraz oyalandım. Birden ensemden, biri yakaladı. Döndüm baktım, Allah Resulü gülerek bana “Ey Enesçik! Emrettiğim yere git” dedi. Bu örnek bize Rasulullah (s.a.v)’in çocuklara bir iş buyurduğu zaman aynı zamanda onları takip edip başıboş bırakmadığını göstermektedir.

Sünnetullahta çocuklara bir taraftan da sosyalleşmelerinde yardımcı olunmuştur. Çocuklara bir kısım görevler verilmiş; bayram, düğün, ziyafet, mescide gitme gibi insanların kalabalık olduğu mekânlara katılmaları sağlanmıştır. Unutulmamalı ki, en iyi eğitim metodu yaşayarak, tecrübe ederek öğrenmek ve öğretmektir. İnsanların kalabalık oldukları yerlerde çocuklar nasıl davranacaklarını kendiliklerinden ve görerek öğrenirler.

Çocuklarımızı içinde bulunduğumuz imkânlar nispetinde meslek sahibi olma noktasında da eğitmeliyiz. Efendimizin aile çevresinde böyle bir telaşın olmadığını görüyoruz. O günün şartlarına göre böyle bir endişenin olmaması normaldir. Rasulullah (s.a.v)’in evlatları kızdır. Aile işlerini öğrenmek için de mektep ve hocaya lüzum yoktur. Ancak Allah Resulü İslam cemiyetinde çocukların bir meslek sahibi olarak yetişmesinde bazı prensipler belirlemiştir. “ilim öğrenmek kadın-erkek her Müslüman’a farzdır”, emri âlimlerimiz tarafından farz-ı ayn ilimler fikrini uyandırmıştır. Bu fikir her çocuğa mutlaka öğrenilmesi gereken ilimler arasında birde meslek bilgisi koyma prensibini getirmiştir. Bu konuda gelen nassları dikkate alarak İslam âlimleri, her babanın evladını kendi mesleğinden daha aşağı olmayacak bir meslek üzere yetiştirmesi gerektiğine hükmederler.

Rasulullah (s.a.v), ailesine mensup kimselerin evlilikleri konusuyla bizzat ilgilenmiştir. Efendimiz kızlarından birini evlendireceği vakit yüz yüze olmaksızın-perde gerisinden- “Ey kızım! Seni filan filan istiyor. İstemiyorsan hayır de. İstiyorsan sukut et. Sukut ikrardır” buyurdu. Hz. Fatıma’yı Hz. Ali isteyince Rasulullah (s.a.v) aynı şekilde hareket etmiş Fatıma’nın sukutu üzerine Hz. Ali’ye vermiştir. Hz. Ali’den müstakil bir ev tutmasını istemiş, ayrıca düğünde mütevazı bir yemek verilmiştir. Rasulullah (s.a.v) kızını evlendirdikten sonra da yalnız bırakmamış, yakından ilgilenmiştir. İlk iş olarak aralarında görev taksimi yapmıştır. Dâhili işleri (ev işleri) Hz. Fatıma’ya, harici işleri(dışarı ile ilgili işleri) Hz. Ali’ye vermiştir.

Efendimiz kızlarına karşı son derece müşfik bir babadır. Kızları evlendikten sonra onlarla karşılaştığında, onları alınlarından öpmüş, ağladıklarında gözyaşlarını kendi elleriyle silmiştir. O,her şeyde ne de güzel bir örnektir.

Görüyoruz ki Allah Resulü, baba olarak da çocuklarının ve himayesindeki insanların çocuklarının doğumlarından başlayıp hayatlarının her safhasında yanlarında olmuştur. O’nun ümmeti olarak bize düşen görev; gittikçe değişen dünyamızda -yarının problemli aileleri arasına girmeyi istemiyorsak- Kur’anı ve Sünneti baş tacı etmektir. Rehberimiz Hz. Muhammed’tir. Ancak o zaman asr-ı saadetin tatlı meltemlerini hissedebiliriz yuvalarımızda. Kim bilir? Belki o zaman yetiştirebiliriz Alileri, Fatımaları; Hasanları, Hüseyinleri…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://hak-dostu.yetkin-forum.com
bosdunya
Moderator
Moderator
avatar

Kadın
Yaş : 47 Kayıt tarihi : 11/01/09 Mesaj Sayısı : 631

MesajKonu: Geri: PEYGAMBERİMİZ VE AİLE HAYATI   C.tesi Ocak 24, 2009 12:59 pm

,

ALLAH RAZI OLSUN EMEĞİNİZE SAĞLIK. ALLAH CC. PEYGAMBER EFENDİMİZİN ŞEFAATİNE NAİL EYLESİN.



(AMİN)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://bosdunya2323.tr.gg

PEYGAMBERİMİZ VE AİLE HAYATI

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
GONULAHVALLERI :: İSLAM :: İSLAM DİNİ VE PEYGAMBERLER -
Yetkinforum | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Yetkinblog.com